MÜTHİŞ PSİKOLOJİ

MÜTHİŞ PSİKOLOJİ

612
0
PAYLAŞ

” Bu hayatın yarısı çok hızlı evet demekle, diğer yarısı da zamanında hayır diyememekle geçiyor.”  Josh Billings

Aristotales insan yaşamının mülklerini üç sınıfa ayırır;

Bir kimsenin ne olduğu (kişiliği)

Bir kimsenin neye sahip olduğu (malı mülkü)

Bir kimsenin neyi temsil ettiği (başkalarının düşüncesinde nasıl bir imaja sahip olduğu)

Özgürlük sandığınız gibi sınırsız olmak demek değildir, tam tersine net ve güçlü sınırlara sahip olabilmekle ilgilidir. İnsan yaşamında hayır diyememenin temelinde sevilmeme, kaybetme ve reddedilme korkusu yatmaktadır.

Kendinizden çok başkalarının fikirlerini önemsediğiniz durumlarda hayır diyemez hale gelirsiniz. İnsan hayatta kendine verdiği değer kadar mutludur. Değersizlik hissi başlı başına üstesinden gelinmesi gereken psikolojik bir sorundur. Kendinizi değersiz hissediyorsanız mutlulukla negatif bir ilişki kırmuşsunuz demektir. Bu da yine sevilme ihtiyacına benzer şekilde başkalarının onayına ihtiyaç duymanıza ve bu uğurda kendinizden vazgeçip başkasına hizmetkar olmanıza yol açar. Giderek silikleşirsiniz ve başkaları karşısında güçlü bir duruş sergileyemez kendi hikayenizde başrol oynamak yerine zayıf, iyi kurgulanmamış bir yan karaktere dönüşürsünüz. Kendi değerinizi ancak varoluşunuzu görerek kazanırsınız.

Mutluluk ve kendi kendimize yetebilme becerisi işte bu kabullenişle başlar. Değerinizi yaratan şey ne başkalarının onayı, ne başkalarının gözünde yarattığınız tatmin duygusu, ne de onları memnun etme becerinizdir.

Kendinize biçtiğiniz değerin karşılığını başka yüzlerde aramak samanlıkta iğne aramak kadar beyhudedir, yorucudur, gereksizdir.

Keyifli Okumalar

 

BİR CEVAP BIRAK